• Bu Yazı
  • Yasir Ünlü Diğer Yazıları
  • Kasım / 2011 Tüm Yazarlar
  • Kasım / 2011 Tüm Yazarlar Sesli Dinle
Aldatmanın Mazereti Olmaz

Ribat Dergisini Takip Edin

Yasir Ünlü

Evliliklerde sadakat bir zarurettir. Zira eşler hayatı birlikte yaşayan, birbirlerinin tamamlayıcısı olan kişilerdir. Sadakat üzerine bina edilmiş bir ailenin alacağı meyve mutluluktur. Bu yüzden daha aile müessesinin temeli atılırken, yani kadın ve erkek

Yasir Ünlü
Kasım / 2011
Sayı:347
Bu makale daha önce 477 kez okundu

Büyük İslam âlimi İbn-i Abidin: “Hz. Âdem devrinden bugüne kadar meşru olup da Cennet’te de devam edecek ibadetler; iman ve nikâhtır.” diyor. Toplumları oluşturan aileler de meşru nikâh temeline dayanır.“Allah’ın emri peygamber’in kavliyle…” diyerek başlanılan ve meşru nikâh akdiyle kurulan aile yuvası bir kadınla bir erkeğin ortak hayat yaşamaya karar vermesi demektir. Bu öyle bir ortaklıktır ki, sadece bu dünyada mutlu bir hayat sürüp aynı yastıkta kocamak için değil, öbür âlemde de cennet yuvası olarak devam etmek için kurulur:“(Kendilerine Allah tarafından şöyle denilir): “Ey benim kullarım! Bugün size hiçbir korku yoktur, siz mahzun da olmayacaksınız.” Ayetlerimize iman edip de (halis) müslüman olan kullarım! Sevinç ve neşeler içinde siz ve zevceleriniz Cennet’e girin…” (Zuhruf Suresi, 43/68-70)

Toplumun temeli aile, ailenin temeli ise sadakat, iffet, sevgi, saygı, hayâ, karşılıklı anlayış gibi değerlerdir. Kadınla erkek yuvayı kurarlarken “gençlikte de yaşlılıkta da, zenginlikte de fakirlikte de, sağlıkta da hastalıkta da, huzur ve mutluluğun paylaşımında da, sıkıntı ve üzüntünün göğüslenmesinde de birlik olacaklarına, birbirlerinin yanında olup sadakatle bu yuvayı sürdüreceklerine” dair söz vererek akit yaparlar. Bu akdin sadakatle yürütülmesi ailenin huzuru demektir.

Sosyal değerlerin ve geleneklerimizin batılılaşma ve modernleşme adına dejenerasyona uğradığı, sanal dünyada çetleşmelerin arttığı, medya ve TV dizileri marifetiyle aile kutsiyetinin hafife alınarak yok edilmeye çalışıldığı günümüz dünyasında, ailenin temel taşları olan kadın ve erkeğin cennette de devam edecek yuvalarını tehlikeye düşürmemeleri için sıdk ve sadakatle birbirlerine kenetlenmeleri gerekmektedir.

Sadakat; doğru olmak, sözünde durmak ve sözünü yerine getirmek anlamlarına gelir. Eşler açısından düşünüldüğü takdirde sadakat duygusu eşin fiziğinden, huyundan, tavır ve davranışlarından, gücünden, birikiminden razı olup onunla yetinmeyi, başka arayışlara girmemeyi, halinden memnun olmayı ifade eder. Sadakat, eşleri bir binanın yapı taşları gibi birbirine kenetler. Çünkü kararlılığın önemli bir göstergesi olan bu özellik, gevşek yapının oluşmasını engel teşkil eden mü’min özelliklerinden biridir. Sadakatte gösterilecek ufak bir ihmal ya da gevşeklik, kadın olsun erkek olsun kişinin kendisine olan saygısını kaybettirir. Kendisine olan saygısını kaybeden bir kişi ise gittikçe daha da kötü durumlara düşer. Çünkü yaptığı sadakatsizliği gizlemek için sahtekârlıklar yapmaya başlar. Birbirini izleyen yalanlarla eşini kandırmaya, aldatmaya çalışır. Bu da aile yuvasında yıkımın başlangıcıdır.

Sadakat ve dürüstlüğü ilke edinmek, aile mutluluğu için gerekli olduğu kadar aynı zamanda imani bir zorunluluktur. Çünkü Kur’an’da Rabbimiz, hadis-i şeriflerinde de Peygamber Efendimiz j sadakat ve dürüstlüğü emir buyurmuşlardır. Evliliklerde sadakat bir zarurettir. Zira eşler hayatı birlikte yaşayan, birbirlerinin tamamlayıcısı olan kişilerdir. Sadakat üzerine bina edilmiş bir ailenin alacağı meyve mutluluktur. Bu yüzden daha aile müessesinin temeli atılırken, yani kadın ve erkek evlilik kararı alırken taraflar birbirlerine karşı sadık ve dürüst olmalıdırlar. Ne olursa olsun istediğini elde edebilme adına olmayacak vaatlerde bulunmamalı, var olan olumsuz yönleri özellikle saklamaya çalışmamalıdırlar. Çünkü yalan ve ihanet üzere yuva kurulmaz.

Sadakat hayatın her yönü için gereklidir. Mesela kadın gideceği bir yer için eşinden izin isterken sadık olmalıdır. Eşinin gönüllü izin verebileceği bir yere gideceğini söyleyerek izin alıp da başka bir yere gitmemelidir. Alacağı herhangi bir şeye eşinin gönlü olmaz düşüncesiyle başka bir ihtiyacı bahane ederek para alıp da harcama yapmamalıdır. Ya da erkek aynı şekilde işyerinde olduğunu, işinin uzayacağını, daha bir müddet gelemeyeceğini söyleyip de başka bir yerlere gitmemelidir. Çünkü bu tür davranışlar anlaşıldığı zaman, eşler arasındaki güveni sarsar. Güvensizlik ise aile mutluluğunu zedeleyen bir güve gibidir. Mutluluk ve huzuru kemirir. “Acaba eşim beni aldatıyor mu?” şüphesinin taraflardan birinin gönlüne düşmüş olması bile yuvada huzursuzluk çıkmasının sebebidir.

Sadakatin zıddı ihanettir. İhanet ise şahsiyetsizliğin göstergesidir. Bu da müslüman bir eşe asla yakışmaz. Eşler arasındaki sadakatsizlik bazen geçimsizlik bazen de boşanma sebebi olur.

Aldatmanın hiçbir mazereti olmaz/olamaz. Bu aldatma ister sözle olsun ister fille olsun hiç fark etmez. Aldatma onursuzluk, olumsuzluk, sebatsızlık, maymun iştahlılık, vefasızlık kısaca Allah’ın verdiğine razı olmayış küfran-ı nimette bulunuştur. Onun için Peygamberimiz j: “Bizi aldatan bizden değildir.” (Müslim, İman 164, Fiten 16) buyurmuşlardır. Hiç bir insan aldatılmaktan ve kendisine hile yapılmasından hoşlanmaz. Hele bu aldatma aile yuvası içinde, eşler arasında söz konusu olursa durum daha çok vahim olur. Aslında aldatan bir insan öncelikle kendini aldatmış olur. Zira kişi aldatmakla kendine karşı dürüst olamaz. Kendine karşı dürüst olamayan ise başkalarına karşı hiç olamaz.

Eşlerden birisi sadakatsizlik sergilediği zaman diğeri ondan intikam almaya kalkmamalıdır. Aldatanı aldatarak intikam alınmaz. Bu daha büyük bir facia demektir. Zira sonuçta herkes kendi karakter ve kişiliğinin gerektirdiği şekilde davrandığına göre herkesin yaptığı kendini bağlayacaktır. Aldatanın hıyanetinin hesabı kendinden sorulacaktır. Belki ona uygun şekilde sadakatsizliği gösterilecek, yuva kurulurkenki verdiği sadakat sözü güzel bir şekilde hatırlatılacaktır. Müslüman hem eşiyle hem de diğer insanlarla olan münasebetlerini sadakat ilkesi üzerine tesis etmelidir. Eşler hem birbirlerine karşı hak ve görevlerini yerine getirirken hem de ırz ve namuslarını/iffetlerini korumaları açısından birbirlerine karşı sadık olmalı, hayatlarını birleştirirken verdikleri sadakat sözüne bağlı kalmalıdırlar. Bu sadakat sözlerinde, niyet ve iradelerinde, karar vermelerinde, verdikleri kararda durma hususunda ve her türlü karşılıklı muamelelerinde görülmelidir. Böyle olduğu takdirde kurulan yuva dünyada huzur ve mutluluğumuzun kaynağı, ahirette de ebedi saadetimiz olmuş olur. Ziya Paşa’nın sözüyle yazımızı noktalayalım:

İnsana sadakat yakışır görse de ikrah,

Yardımcısıdır doğruların Hazreti Allah.

Gün İmamlarımızın Günüdür / Eylül 2013 Sayı : 369
Hakk’ın İnayeti Hadsizdir / Mayıs 2013 Sayı : 365
Süleymaniye Kürsüsü’nde / Aralık 2011 Sayı : 348
Aldatmanın Mazereti Olmaz / Kasım 2011 Sayı : 347
İffet Sadefi Hz. Aişe (r.anha) / Ekim 2011 Sayı : 346
Kilometre Taşları / Eylül 2011 Sayı : 345
Rahmet Peygamberinin Rahmet Ayı / Ağustos 2011 Sayı : 344
Hazırlığımızı Yaptık mı? / Temmuz 2011 Sayı : 343
Ektiğini Biçer, Serdiğine Oturursun! / Haziran 2011 Sayı : 342
Taşlananlar/Taşlara Hedef Olanlar / Mayıs 2011 Sayı : 341
Denizden Bir Katre… / Nisan 2011 Sayı : 340
Buyurun Camiye!.. / Mart 2011 Sayı : 339
Tembelliğe Ve Tembellere Rağmen / Şubat 2011 Sayı : 338
Kul Davacı Olunca / Ocak 2011 Sayı : 337
Huzurun Adresi / Aralık 2010 Sayı : 336
Rahmet Diyarından Hatıralar - 2 / Kasım 2010 Sayı : 335
Rahmet Diyarından Hatıralar (1) / Ekim 2010 Sayı : 334
Allah’a yaklaşmada fazla mesai yapmak ister misiniz? / Eylül 2010 Sayı : 333
KIYÂM-I RAMAZAN / TERAVİH / Ağustos 2010 Sayı : 332
TÜKENEN SERMAYEMİZ / Temmuz 2010 Sayı : 331
Sahabe Anlayışıyla Kur’an / Haziran 2010 Sayı : 330
Modern Hayatta İslam’ı Yaşamak / Mayıs 2010 Sayı : 329
O’NUN GİBİ BABA OLMAK / Nisan 2010 Sayı : 328
SAADET ASRININ GENÇLERİ / Mart 2010 Sayı : 327
SAMİMİYET ABİDELERİ / Şubat 2010 Sayı : 326
HANGİ GÖZLE/GÖZLÜKLE?.. / Ocak 2010 Sayı : 325
DOĞUMLA KURULAN SAATLİ BOMBA / Aralık 2009 Sayı : 324
NASIL BİR ÜMMET? / Kasım 2009 Sayı : 323
DÜNYALIK ELİMİZDE OLMALI, GÖNLÜMÜZE DOLMAMALI / Ekim 2009 Sayı : 322
DÜNYA EVİNDEN CENNET EVİNE / Eylül 2009 Sayı : 321
Temmuz / 2014 Sayı: 379
BU SAYI SESLİ DERGİ e-DERGİ